Bir film izledim,kaplumbağalara merak saldım.Satır satır okuyup araştırayım derken bir öyküye rasgeldim. Kaplumbağayla çıktığım yolda,karıncalı başlığa geldim.
Doğduğunda Tahir'di ,aramızdan ayrıldığında Fakir.Bir öğretmeninin isminin anlamını sormasıyla başladı herşey.Tahir'in taharetten geldiğini öğrendiğinde ''halk şairlerinin yaptığı gibi son dörtlükte geçsin ve mühim bir ad olsun ,geleneksel kültürümüze yakışan bir ad olsun'' deyip Fakir Baykurt olarak imzaladı yazılarını.1929 haziranında Yeşilova'da doğan Fakir Baykurt ,köy enstitülerinin ilk mezunlarından ,ilk öğretmenlerinden.Sendikacı,yazar,şair ve öğretmen...
Bir uzun yol şiirinde Ankara'dan,Almanya'dan ,gizli kalmış yerlerinde hapishanelerden ..yorulduğunu yazmışta tek bir şeyden yorulmamış ''Ama yorulmadım hiçbir zaman o yoksul sevgili dağ başlarında karda kalmış,darda kalmış yolcular için yazmaktan''.
Yazmaya şiirlerle başladı,ardından Yunus Nadi ödülünü kazandığı Yılanların Öcü adlı romanını yayınladı. Köyü,köylüyü,köylünün sorunlarını en iyi, oranın içinden gelen bilir,anlattıkça anlattı.Ama ben onu en çok Kaplumbağalarıyla sevdim.O sıcağı her bir zerreme kadar hissetim.Kır Abbas'ın güneşe isyanını,yangınını,kuyudan çektiği her kova suyu hissetim.Gölgelik aradım onunla beraber.Öldürdüğü kaplumbağa en çok beni huzursuz etti,utancını paylaştım onunla.Köye gelen üzümü yalın ayak çocuklarla seyrettim,onlarla iç geçirdim.Çölü suya boğduğunda en çok ben sevindim.Bağları ......neyse gerisini Rıza'dan okuyun .
''Köylünün ya huyunu ya oyunu beğenmeyen yönetim,yeni yeşermeye başlayan yaşama isteğini besleyeceği yerde aracı,ilacı olmayan bu köylere sivri sivri minareler dikmiş'' 1967'de yazdı bu cümleyi.Köylüyü anlattığı gibi devleti de en iyi şekilde anlattı.Geçmişte gördüğü geleceği satır satır yazınca cezaevleri meskeni oldu. Defter yok ,kalem yok yazacaklarını bir bir zihninde biriktirdi.Cezaevinden çıktığında öğretmenlikten ihracıyla kalakaldı.Memleket onu da kaldıramayınca Almanya 'ya göç etti.1999 yılının ekiminde Almanya'da vefat etti.
Fakir Baykurt'u anlatmak değil maksadım,anımsamak.
Benim dileğim yüzyıldan fazla yaşamak değil.
Bir küçük dileğim var halkımdan,
Mutlu olduğu o güzel mevsimde,
Bir türkü süresi anımsanmak.
Onu da paşa gönlü bilir.
