Ekmek, ateşin bulunmasının hemen ardından insanoğlunun en temel ve en eski gıdası olarak tarihteki yerini almış. Antik Mısır’da ekmeğin mayalanmasının keşfiyle birlikte para yerine kullanılır olmuş; soyluların ve sarayın simgesi haline gelmiş. Hatta bazı kaynaklarda denir ki, 18 ekmeğe karşılık bir ev alınıyormuş.
Hıristiyanlıkta İsa’nın bedeni ekmektir. İslam inanışında ekmeğin tarihçesi Hz. Âdem’e dayanır. Evliya Çelebi ekmekçilerin ilk pirinin Hz. Adem olduğunu kaydeder.
Yunan tarihçisi Heredot anlatır, I. Psamtik dilin kökenini araştırmaya girişerek iki çocuk üzerinden deney yapmaya karar verir. Yeni doğmuş bebekleri bir çobana teslim eder ve kimsenin onlarla konuşmasına izin vermez. Firavunun deneyine göre dışarıdan müdahale edilmediğinde çocukların söyleyeceği ilk kelimeler tüm insanlığın dilinin kökenini ortaya çıkaracaktır. Çocukların ilk söylediği kelime ise ekmektir.
*Ekmeği parçalamak enternasyonal dilde, barışın simgesidir. Ekmek, tüm insanların ortak olarak tükettiği tek gıda maddesidir. MÖ 100 yıllarında, yeni evlenen çiftlerin düğünlerinde başlarından bereketin sembolü olarak kabul edilen ekmek parçaları ufalanarak, serpilerek yuvalarının bereketli olacağına inanılırmış. Gelin ve damat da bu parçaları toplayarak birlikte yerlermiş. Latincede buna confarreatio denilirmiş. Günümüzde gelin ve damada atılan confetti o günlerde yapılan bu törenin değişmiş olarak uygulanmasıdır.
Ekmeğin kutsallığı var bir de… Kimse net bir biçimde açıklayamıyor bunu. Elma da nimet pirinç de ama neden ekmek çarpsın? Neden ekmek yerdeyken alınıp da öpülür?
Ekmeğin kutsallığı ve zenginliğinin yanına bir de ekmeğin aslanın ağzında olduğu bugüne gelelim.
Dünya Sağlık Örgütü, geçtiğimiz senelerde Türk halkının günlük enerjisinin ortalama yüzde 40’ını sadece ekmekten aldığını duyurmuştu.
Türkiye 2000 yılında Guinness Rekorlar Kitabı’na dünyada en çok ekmek tüketen ülke namıyla girdi ve hala zirvedeki yerini kimselere kaptırmadı.
**Kolay ve ucuz olan bu besin üzerine Bitlis’te şu olay anlatılırmış: Ölmüş arkadaşının başında ağlayan biri, durmadan “Ekmek çok, soğan çok bu niye ölüyor?” dermiş.
Yoksul, sofrasında önce ‘kuru soğan’ı yitirdi şimdi de sıra ‘kuru ekmeğe’ geldi.
TÜİK 2018 verilerinde 3 bin 161 kişinin intihar ettiğini duyurmuştu. Yani günde ortalama 8 kişi intihar etmiş. Bunun en baş sebebi ise ‘ekmek kavgasında’ aslanın yemi olmak.
Şimdiyse ekonomik buhranı tüm zerresiyle hisseden yurttaşlar pandemiyle birlikte buhranın içine düştü; açlık ve yoksulluk da her zamanki gibi yanlarında.
Derin Yoksulluk Ağı’nın yaptığı bir araştırma kişilerin %84’ünün yeterli miktarda besine ulaşmadığını, en çok tüketilen besinlerinse makarna, pilav, kahvaltılık ve ekmek olduğunu ortaya koydu. Pandemiyle birlikte vatandaşların %53’ünün daha fazla öğün atladığı, %49’unun bazı besin gruplarına hiç ulaşmadığı, %14’ünün ise hiç gıdaya erişemediği belirlendi.
Yine aynı araştırmada, birçok ailenin veresiye gıda aldıkları; pandemiyle birlikte bunun daha da arttığı, en çok veresiye alınan gıda maddelerinin ise süt, yumurta, su ve ekmek olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya konu olan kişilerden biri ise pandemiyle birlikte daha da çetinleşen ekmek mücadelesini tek cümleyle özetliyor: Eskiden olsa yine kıt kanaat geçiniyorduk ama aç kalmıyorduk.
Melih Cevdet yazmış;
Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin
Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin
Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.
Ekmeğin sahipsiz felsefesini
Felsefenin sahipsiz ekmeği.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Hâlâ yeşil bir defne ormanı altında.
Ekmeğimizi kazanmak bu ülkede zaten zordu artık bu halde daha
da zor. Ama unutmayın ki ***“Her şey ekmekle başladı; ekmekle bitecek” (Umut,
fakirin ekmeğiJ )
Nereden bu bilgiler?
*https://docplayer.biz.tr/5926789-Sofralarimizin-vazgecilmez-besin-kaynagi-e-k-m-e-k.html
**Anlamları, Deyimleri ve Çeşitleriyle Ekmek, Prof. Dr.
Hamza ZÜLFİKAR
***https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/oktay-akbal/ekmekle-oynanmaz-315814
Osmanlı Dönemi Metinlerinde Ekmek ve Ekmekle İlgili Anlam Çerçeveleri, İncinur ATİK GÜRBÜZ
Ekmeğin Tarihi ve Hekim Hacı Paşa’nın “Müntahab-ı şifa” Eserinde
Ekmek Bahsi, Nazan Erenoğlu
BBC




